Umut her zaman vardır, ne kadar zor görünse de.

yesim434

Hırçın Karadeniz Kızı Biricik Yeşim
AdminE
Bu Ayın Lideri
Bir zamanlar, İsviçre Alpleri'nin eteklerinde küçük bir köy varmış. Köy sakinleri, doğayla uyum içinde yaşayan sade ve mutlu insanlarmış. Her bahar, ilk kar eridiğinde ve kardelenler çiçek açtığında, göçmen kuşlar da geri dönermiş. Kuşların cıvıltıları, köyün sakinleri için baharın gelişinin bir işareti ve yeni bir başlangıcın müjdecisi olurmuş.
Bir yıl, bahar ayları gecikmiş. Mart ve Nisan aylarında bile hava soğuk ve karlı kalmış. Köy sakinleri endişelenmeye başlamış. "Kuşlar bu sene gelmeyecek mi?" diye merak etmişler. "Bahar gelmeyecek mi?"
Bir gün, Nisan ayının sonlarında, hava aniden değişmiş. Güneş bulutların arasından sıyrılmış ve kar erimeye başlamış. Köy sakinleri pencerelerinden dışarı baktıklarında, gökyüzünde bir sürü kuşun kanat çırptığını görmüşler. Kuşlar geri dönmüş!
Kuşların cıvıltıları o kadar güzel ve neşeliymiş ki, köy sakinleri tüm endişelerini unutmuşlar. Bahar gelmiş ve her şey yoluna girmiş gibi hissetmişler.
Ilkbaharın müjdecisi olan mart ayı gelmişti. Hava ılıklamaya başlamış, karlar erimeye, çiçekler açmaya başlamıştı. Kuşlar da kış göçünden dönmeye başlamış, ağaç dallarında cıvıldamaya başlamışlardı.
Bir gün, her şey yolunda giderken aniden hava karardı ve gökyüzünü kara bulutlar kapladı. Soğuk bir rüzgar esmeye başladı ve kar yağmaya başladı. Kuşlar şaşkına dönmüştü. Hâlâ mart ayıydı, nasıl kar yağabilirdi?
Kar yağışı birkaç saat boyunca devam etti. Yeryüzü beyaza büründü. Kuşlar üşümüşlerdi ve yiyecek bulmakta zorlanıyorlardı. Bazı kuşlar açlıktan ve soğuktan öldü.
Karla kaplı bir ağaç dalında üşüyen bir serçe vardı. Serçe, "Neden ilkbahar ayında kar yağıyor?" diye sordu yanındaki tarabya kuşuna.
Tarabya kuşu, "Biliyorum, çok garip," dedi. "Ama doğada her şey olabilir. Belki de bu bir uyarıdır."
Serçe, "Nasıl bir uyarı?" diye sordu.
Tarabya kuşu, "Doğayı korumamız gerektiği konusunda bir uyarı olabilir," dedi. "Doğaya zarar verirsek, böyle garip olaylar yaşanabilir."
Serçe, tarabya kuşuna hak verdi. Doğayı korumak için hepimizin elinden geleni yapması gerektiğini anladı.
O günden sonra serçe ve tarabya kuşu, doğayı korumak için birlikte çalışmaya başladılar. Ağaç diktiler, çiçekler ektiler ve diğer kuşlara yiyecek bulmalarına yardımcı oldular.

Zamanla hava tekrar ısındı ve karlar eridi. İlkbahar yeniden geldi. Kuşlar yeniden neşeyle cıvıldamaya başladılar. Serçe ve tarabya kuşu, doğayı korudukları için mutluydular. Biliyorlardı ki, doğayı korurlarsa, her şey yolunda gidecekti.
O günden sonra köy sakinleri, kışın ne kadar uzun ve soğuk olursa olsun, baharın her zaman geleceğini ve kuşların her zaman şarkı söyleyeceğini anlamışlar.
 
Geri
Top